en_US
en
off
Mobile View
Desktop View
 

Powered By Ali Üçpınar

teyyareci
4622
 

Teyyareci Vecihi ve 5 Maymun 1 Merdiven Deneyi

Eğer bir ülkedeki kurulu düzen tüm yıldızlarını, dâhilerini söndürmek üzere tasarlanmış ve bunun için yoğun bir çaba içerisinde ise, siz yetenekli ve zeki olsanız da, bir birey olarak çok fazla şansınız yok, size bugün kurtuluş savaşı ve cumhuriyet tarihimizin, ismini çok az duyduğunuz bir kahramanından bahsetmek istiyorum, ama önce bir deney okuyacaksınız.



Daha önce beş maymun bir merdiven deneyini duymuş muydunuz ?


Anlatayım…



[untitled]








Boş bir odaya, bir merdiven ve merdivenin tepesine muz koyulur.

Daha sonra odaya beş tane maymun bırakılıyor, tabi ki muzu ilk gören maymunun yaptığı şey hemen merdivenin tepesindeki muza tırmanmak, ancak maymun henüz muza ulaşmadan dışarıdan maymuna soğuk su ile müdahale ediliyor. Ancak tek ıslatılan maymun tırmanan maymun değil, diğer dört maymunda soğuk sudan nasibini alıyor ve her bir maymun muz için merdivene tırmandığında, tüm maymunlar soğuk suyla ıslatılıyor. Sonun da hiç bir maymun artık muz için tırmanmaya cesaret edemez hale geliyor.


Araştırmacılar odadaki maymunlardan birini çıkartıyor ve yerine daha önce odaya hiç girmemiş kuru bir maymun koyuyorlar, yeni maymunun da ilk yaptığı şey merdivene tırmanıp muzu almak istemesi, ancak karşılaştığı şey bolca soğuk su yemiş diğer dört maymunun onu döverek engellemesi.


Hemen ardından odadaki bir maymun daha yeni (kuru) bir maymunla değiştiriliyor ve onun da muza olan hamlesi yine diğer maymunlardan yediği dayakla engelleniyor, bu yeni maymunu en iştahlı dövense demin dayak yiyen diğer kuru maymun oluyor, maymun değişimi, oda da ıslak maymun kalmayana kadar devam ediyor, odadaki tüm maymunların yerini artık hiç ıslanmamış kuru maymunlar alıyor, ancak hiç bir maymun merdivene tırmanmayı denemiyor, çünkü deneyen her maymun diğer dört maymundan  dayak yemiştir bir kere.


Eğer maymunlar konuşabiliyor olsaydı ve biz onlara neden böyle yaptıklarını sorsaydık her halde verecekleri cevap;


” düzen böyle ” olurdu..


Düzen böyle, ülkemizde en sık duyduğumuz cümlelerden biridir her halde, ancak bu cümle sadece duyduğumuz değil, bana göre bir çok konuda, bizzat makus talihimizin tanımıdır!!


Size bugün hikayesini anlatmak istediğim özel bir kişi var, ancak sıradan bir kişi değil, hayatını gözlerim dolarak okuduğum bir kahraman.. VECİHİ HÜRKUŞ


Tayyareci Vecihi..

Vecihi Hürkuş 6 ocak 1886 tarihinde İstanbul da doğdu, babası İstanbullu bir aileden olan Faham bey Vecihi 3 yaşında iken vefat etti, genç yaşta dul kalan annesi Zeliha hanım ve iki kardeşi ile birlikte bir süre sonra Harbiye deki amcası şükrü beyin yanına sığındılar.


Vecihi 16 yaşında iken gönüllü olarak balkan harbine katılır ve 1. dünya savaşı içinde bir çok vatan evladı gibi yerini almış olur, hayat macerası da böylelikle başlamıştır artık.


Tayyareci olmak istiyordu…


 Bugünkü adıyla ”pilot”, ancak yaşı küçük olduğu için makinist mektebine gönderilir ve bir süre eğitim aldıktan sonra da Bağdat cephesine uçak makinisti olarak gönderilir. Bağdat cephesinde yaralanınca tekrar İstanbul’a gönderilir ve tayyarecilik mektebinde eğitim almaya başlar,1915 yılında buradan mezun olur.

Tayyarecilik hayatı başlamıştır artık.. 


Öncelikle yazıyı uzatarak sizi sıkmamak adına bir özet geçeyim..



 --1915 yılında Bağdat cephesinde pilot olarak görev alır.


 --1917′de Kafkas cephesinde görev alır ve burada düşman uçağı düşüren ilk Türk pilotu olur.


--Aynı yıl hava savaşında uçağı düşerek yaralanır, uçağını Ruslara bırakmamak için yakar ve Ruslara esir düşer.


--Hazar denizindeki bir adaya esir olarak yollanır, buradan yüzerek kaçar ve Musul üzerinden İstanbul’a döner.


--1920 yılında İstanbul’dan 3 uçağı Anadolu’ya kaçırmak için girişimde bulunur  fakat uçaklar bakımsız olduğu için  kaldıramaz, İstanbul’dan Mudanya’ya kaçarak kurtuluş savaşına katılır.


 --15 ağustos 1920 de kurtuluş savaşının ilk uçuşunu gerçekleştirir ve yunan birliklerini havadan bombalayarak ilk hava saldırısını gerçekleştirmiş olur.


--14 eylül 1922 de yine savaşın son uçuşunu o yapar.


--TBMM den 3 takdirname ve kırmızı şeritli altın madalya alır.










Vecihi Hürkuş’un  ideali kendi uçağını üretmektir, kurtuluş savaşından sonra komutanından onay alır ve Halkapınar uçak atölyesinde, 14 ay gibi kısa bir sürede Vecihi K-VI adını verdiği uçağını tasarlar ve üretir. O dönemdeki avcı uçakları saat de 200 km hız yaparken, Vecihi bey in uçağı saatte 207 km hız yapmaktadır.


Uçak artık uçuşa hazırdır, ancak Türkiye’de uçaklara teknik onay verecek bir  kurum yoktur. Kurulan heyet kendisine; ”Vecihi biz bu uçağa onay verecek bilgi ve donanım da değiliz, sen bunu uçur bizi de kurtar” der. Vecihi uçağını uçurur ve inişini yapar.


Sonuç : Bu başarısı derhal cezalandırılır, uçağına devlet tarafından el konulur ve bir daha geri verilmez.


Bunun üzerine Türk hava kuvvetlerinden istifa eder ve Ankara’ya giderek bugünkü Türk hava kurumunun (THK) kurucu üyeleri arasına katılır.

Aynı zamanda 1928 yılına kadar Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olan Alman ortaklı TOMTAŞ da test uçuşları yapar, ancak 1928 yılında bu fabrika iflas eder yada ettirilir. Defalarca Avrupa ya gider ve Türkiye’nin alacağı uçaklar için test uçuşları ve bazı uçak fabrikaları için akrobasi uçuşları yapar.


 Avrupa, Potez uçak fabrikası Vecihi Bey’e Atlantik okyanusunu uçarak geçen ilk insan olması için teklif götürür, ancak Fransız Aero kulübü ”Bir Türk buna layık olamaz” diyerek karşı çıkar.


Vecihi bey 1928 yılında tekrar kendi uçağını yapmaya niyetlenir.1930 yılın ‘da bir marangoz atölyesinde arkadaşları ile Türkiye’nin ilk sivil yolcu uçağını yapar ve 2 kişilik uçağıyla İstanbul Fikirtepe’den büyük bir kalabalığın ve basın topluluğunun izlediği uçuşunu yapar.

THK dan bazı üst komutanlar uçağını inceler ve tebrik ederler, ama uçuş sertifikası verecek bir kurum yoktur, Vecihi uçağını parçalara ayırır ve Prag’a götürerek tekrar montajlar, uçuş sertifikasını Çekoslovakya’dan alır, burada bir gece düzenlenerek ”yaşasın Türk tayyareciliği” pankartı ile onurlandırılır ve yurda kendi sertifikalı uçağıyla uçarak dönüş yapar, sonra ne mi olur ? Uçağı Türkiye’de uçuştan men edilir.



Pes mi eder ? Hayır, Türkiye’nin ilk sivil havacılık okulunu kurar ve ücretsiz öğrenciler yetiştirir, burada öğrencileri ile iki uçak daha yapar ama yine onay alamaz ve sonunda imkansızlıklar yüzünden okul kapanır.


Hayatının son dönemlerini borç ve sefalet içinde geçirir, uçamayacak duruma düşürülmüş uçaklarının sigorta borçları yüzünden vatana hizmetten aldığı maaşına bile el konur.



Ankara’da anılarını yazdığı bir dönemde beyin kanaması sonucu, 16 temmuz 1969 günü tam da Amerika’nın uçma konusundaki deneyimini uzaya taşıdığı ve Ay’a ayak basmak için uzaya fırlattığı Apollo 11 uzay aracının fırlatıldığı gün hayata gözlerini yumar.



Bir çok detaya ve yaptığı daha nice kahramanlıklara girmeden kısaca anlatmaya çalıştığım Vecihi Bey’in hayatı en kısa haliyle böyle, izlemek isteyenler için birde ‘kardeş payı’ dizisinin hazırladığı ”bu ayıp bize 100 yıl yeter” isimli özet animasyon videoyu aşağıda paylaşıyorum.


Video Player
00:00
Use Left/Right Arrow keys to advance one second, Up/Down arrows to advance ten seconds.00:00
00:00


Vecihi Hürkuş’u rahmetle anarak yazımı bitirirken, böyle bir yazıya yukarıdaki deneyle başlamamı sağlayan şey, zekası ve azmi bu kadar yüksek bir toplumun hala Dünya Ekonomi, teknoloji, patent, sanayi sıralamasında bu kadar geride olmasının sebebini her zaman sorgulamış olmamdır.


Toplumdaki her bir bireyi körelten, özgüvenini yok eden ve bizlere ”düzen böyle” dedirten şey, sistemin tam da kendisi değil midir ?



Hoşçakalın…