en_US
en
off
Mobile View
Desktop View
 

Powered By Ali Üçpınar

Kurbağa
3211
 

Bu sayfada yazanları okuyabiliyormusunuz ?


O halde türkçe biliyorsunuz demektir, bu durumda %95 ihtimalle türksünüz.Eğer türkseniz % 99 olasılıkla kurbağa yemiyorsunuz,ancak kurbağayı bu yazıya dahil eden şey, kurbağalara ilgi duymam değil,kurbağa eti yeme ihtimalim hiç değil, bizzat kurbağa pişme meselesinin bu yazıya ilham kaynağı olmasındandır.

Ama önce biraz sohbet edelim…!


Bir önceki yüzyılda, insanlar bilgiye, bugün bizim ulaştığımızdan yüzlerce kat daha altında bir hızla ulaşıyordu. Oysa bugün bilgi elimizin altında;gazete,tv,internet,kısaca teknoloji,ancak hızlı olan tek şey bilgi değil.Bilgi kadar hızlı ulaşılabilen diğer şey, yeni alışkanlıklar ve değişim..


30 yıl önce, heralde bugün KFC, Mc donalds gibi markaların verdiği 50 gramlık hamburgerlere kimse 15 lira ödemezdi,ödesede bununla doymazdı,çünkü beslenme alışkanlıklarımız farklıydı.Beynimiz,fiziğimiz yeni gelişen teknolojilerle birlikte değişti ve gelişti ama birazda atıl duruma düştü,atıl diyorum çünkü artık her şeyi elde etmek daha kolay,daha hızlı.


Olumlu değişimlerin yanında ‘’bilgideki hız gibi’’ bir o kadarda olumsuz değişimlerde mevcut hayatımızda, örneğin fast foot beslenme alışkanlığımız ya da günde 5 saat tv izlemek ve geri kalan zamanı ailemizle değil, pc başında yada mobilde sosyal ağlarla geçirerek öldürmemizin sonucunda ortaya çıkan asosyal ve obez insan yığınları.


Konunun asıl ürkütücü kısmı, akıl sağlımız ve ruh dünyamızın uğradığı tahribat. Hürrem sultan,Polat Alemdar benzeri hayali karakterleden ilham alan genç bay ve bayanlarımız bir yana,’’Arabesk Rap’’ denen Amerikan,Arap ve Türk müziği karması bir kültür yozlaşmasıyla yetişen yeni bir nesil,ortaokul çağına düşen uyuşturucu bağımlılığı,çocuk yaşa inen cinsellik,alkol ve sigara.



Bunlar yeni çağın bize getirdiği negatif ölçekli oluşumlar diyebiliriz, ama asıl üstünde durmamız gereken şey bizim ataletimiz ve bunlara karşı tepkisizliğimiz,garip bir şekilde görmezden gelişimiz,konuya alışılmışın ötesinde bakamayışımız.


Dünyada Brezilya’dan sonra en çok dizi izleyen ikinci ülkeyiz ve okuma oranında en gerilerdeyiz.Durum böyle olunca, hayal dünyasında yaşayan gençler, artan boşanmalar,kaybolan ahlaki değerler ve daha mutsuz bir yaşam,depresyon,bunalım,cinnet ve cinayet haberleri..


 Her gün yüzlerce yazar, düşünür, dergilerde, kitaplarda, gazetelerde bunları yazıyor, ama bu da problemimizin bir parçası, çünkü okumuyoruz,hoş okusak da,birden ortasına düşmediğimiz bu hayatı ve alışkanlıları birden edinmedik yavaş yavaş sindirerek aldık.Dolayısıyla birden değiştirmek hatta o yazıları okuyup hayata geçirmek çok mümkün değil.

Sistem her bir bireyi kurbağa pişirme takdiğiyle pişirdi, şekillendirdi ve reyona koydu.

 Çin’de bir aşçıysanız kurbağanın taze servis edilmesi ve lezzetinin bozulmaması için ne  yapılması gerektiğini bilirsiniz… kurbağa canlıyken pişirilmeli !! onlar da bunu biliyor ve aynen şöyle yapıyor.

Haşlanmak üzere kazanın içindeki kaynar suya atılan kurbağalar, aynı saniye içinde kazandan dışarıya zıplıyor. Canlıların kendini savunma ve hayatta kalma isteği içgüdüseldir ve insan dahil her canlı için geçerlidir.

Kurbağayı kazanın kapağını kapatsanız bile kazanda tutmak mümkün değilse,geriye tek bir çare kalır kurbağayı kandırmak !!



Kazana soğuk su konur ve kurbağalar içine bırakılır,su soğuk olduğu için kurbağalar dışarı zıplama gereği duymaz,bu esnada kazanın altı yakılır ve kurbağalar yavaşca giderek değişen su sıcaklığı karşısında atağa geçmezler önce halsizleşirler, sonra kendilerini bırakırlar ve kaynama noktasına ulaşıldığında taze pişmiş kurbağalar servise hazırdır.

İşte yaşadığımız şey aynen bu.

Bu yüzden kendimiz için zararlı olan hiç bir şeye itiraz etmiyoruz artık, hatta zararlı gözükmüyor bize, çünkü kazandaki su soğuktu,ama artık kaynama noktasındayız.


  Söyleyeceklerim şimdilik bu kadar.


Şimdi kaldığımız yerden müthiş modern hayatımıza devam edebiliriz.